Sikke Yapım Teknikleri
Paraların metalden yapılması,
dayanıklılığının yanı sıra, metalin eritilip bir kalıba dökülerek
biçimlendirilmesindeki kolaylıktan da geliyordu. Bu nedenle döküm, para
basımının en önemli işlemlerinden biri olmuş, hatta pek çok yerde para
yalnız döküm yoluyla üretilmiştir. Ancak içerisine daha değersiz
metaller karıştırarak paranın değerinin düşürülebildiği, böyle bir
paranın da ilk bakışta gerçek değerde olandan ayırt edilemediği
anlaşılınca, bu durumu önlemek için farklı yöntemler denenmeye
başlanmıştır.
M.Ö. 7. yüzyılda Batı
Anadolu'da para, eriyik haldeki metalin düz bir yüzey üstüne
dökülmesiyle yapılıyordu. Altları düz olan bu paraların üsleri metal
eriyiğindeki yüzey gerilimi nedeniyle hafif yuvarlak oluyordu. Bunu
düzeltmek için çekiç ya da tokmak gibi aletler kullanılıyordu. Bir süre
sonra bu aletlerin üzerindeki girinti ve çıkıntıların paranın üstünde iz
bıraktığı fark edilince, bunun düşük değerde para basımını engellemekte
kullanılabileceği düşünüldü. Ardından paranın üstüne, değişim değerinin
resmen onaylanması anlamına gelen yönetici ya da devlet işaretleri
işlenmeye başlandı.
Eski çağlardan günümüze ulaşan
para kalıplarının çoğu tunçtan yapılmıştır. Romalıların demir kalıplar
da kullandığı bilinmektedir. Alt kalıbın içine yerleştirilen metalin
üstüne, bir sapın ucundaki üst kalıp konulup çekiçle vurularak arada
kalan madene hem ince pul biçimi verilir, hem de istenen işaretler
işlenirdi. Vurmaya dayanan bu para basma yönteminde bir süre sonra metal
eriyiği doğrudan alt kalıbın içine dökülmeye başlandı.
Bu yöntemle, alt kalıp bozulmadan 10-20 bin para
basılabileceği, çekiç darbelerinden direk olarak etkilenen üst kalıbın ise bunun
yarısı kadar para basımına elvereceği bilinmektedir. Bir kalıpta bir kişinin
çalıştığı küçük darphanelerde saatte 100 tane sikke yapılabileceği
bilinmektedir.
Kalıplarda yapılan değişiklikler
paraların biçiminin yanısıra üretim ekniklerini de etkiledi. Sasaniler döneminde
İran'da 220'den sonra ince kalıp kullanıldı. Bu da hem daha ince paraların
yapılmasına, hem de bunların üstündeki kabartmaların daha alçak tutulmasına yol
açtı. Bizans aracılığı ile Avrupa ülkelerine geçen bu yöntem, Charlemegne'ın
bastırdığı paralarda da kullanıldı. Bazı Frank ve Sakson krallıklarında da aynı
paranın üstüne, her biri yalın işaretler taşıyan birkaç kalıpla baskı yapılır,
böylece daha karmaşık bir kabartma elde edilirdi. Avrupa metal paralarında hem
kabartma, hem de oymalar bulunurken, İslam ülkelerinin paralarında oyma daha
ağır basmaktaydı.